Salı, 22 Eylül 2026

Pınar Damar Cinayetinde Yargıtay Kararı Verdi: İşte O Karar!

8 dk okuma 0 yorum

Bağcılar’da 18 Temmuz 2022’de hakkında kayıp başvurusu yapılan 32 yaşındaki Pınar Damar’ın feci cinayetiyle ilgili yargı sürecinde son perde açıldı. Eniştesi Metin Aydın tarafından önce cinsel saldırıya uğrayıp ardından boğularak öldürülen genç kadının davasında Yargıtay, yerel mahkeme ve istinaf kararını onadı. Katil zanlısı enişte, ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmıştı. Şimdi o karar kesinleşdi.

İstanbul Bağcılar’da yaşanan bu kan donduran olay, aslında 2022 yılının Temmuz ayında ortaya çıktı. Pınar Damar’dan haber alınamaması üzerine ailesi karakola gidip kayıp başvurusunda bulunmuşdu. Yapılan çalışmalar sonucunda genç kadının cansız bedenine ulaşıldı ve olayın perde arkası yavaş yavaş gün yüzüne çıktı. Yapılan soruşturma kapsamında Damar’ın eniştesi Metin Aydın’ın üzerine gidildi ve cinayet aydınlatıldı. Aydın, önce cinsel saldırıda bulunmuş, ardından da boğarak genç kadını öldürmüştü.

Olayın ardından başlatılan yargı süreci uzun bir maratona dönüştü. Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, 21 Mart 2024 tarihindeki karar duruşmasıyla neticelendi. Mahkeme heyeti, sanık Metin Aydın’ı nitelikli kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Aynı duruşmada nitelikli cinsel saldırı suçundan da 15 yıl hapis cezası verildi. Dikkat çeken bir başka husus ise mahkemenin cezada herhangi bir indirim uygulamamış olmasıydı. Ne haksız tahrik ne de takdiri indirim hükümleri devreye sokuldu.

Yerel mahkemenin bu kararından sonra dosya istinaf incelemesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşındı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, yapılan inceleme sonucunda yerel mahkemenin kararını hukuka uygun buldu ve onadı. Ancak süreç bununla da bitmedi. Dosya, yapılan itiraz üzerine bu kez Yargıtay’ın önüne geldi. Yüksek Mahkeme’nin önünde son bir inceleme yapılacaktı…

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, dosyayı titizlikle inceledi. Verilen kararda, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı belirtildi. Aşamalarda ileri sürülen iddialar ile savunmaların, toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğuna hükmedildi. Yüksek Mahkeme ayrıca, anlaşılan delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığını, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça ortaya konulduğunu vurguladı. Vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı ve eksik inceleme bulunmadığı ifade edildi.

Yargıtay kararında önemli tespitler de yer aldı. Nitelikli kasten öldürme ve nitelikli cinsel saldırı eylemlerinin sanık tarafından gerçekleştirildiği kaydedildi. Bununla birlikte, sanığın öldürme kararını ne zaman aldığının ve belli bir hazırlıkla eylemlerini gerçekleştirdiğinin kesin olarak saptanamadığı belirtildi. Bu noktada “oluşan şüpheli durumun sanık aleyhine yorumlanamayacağı” ifade edildi ve bu itibarla tasarlama koşullarının bulunmadığı vurgulandı. Yüksek Mahkeme, sanığın eylemlerine uyan suç vasıflarının doğru belirlendiğini, haksız tahrik koşullarının bulunmadığını ve takdiri indirimin ise mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmadığını aktardı.

Peki ne oldu sonunda? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin kararında hukuka aykırılık görülmediği belirtildi ve temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verildi. Yani katil enişte Metin Aydın’ın cezası kesinleşmiş oldu. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve cinsel saldırıdan verilen 15 yıllık hapis cezası artık kesin. Aydın, ömrünün geri kalanını cezaevinde geçirecek.

Kararın ardından Pınar Damar’ın ailesinin avukatı da önemli açıklamalarda bulundu. Avukat, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onanan bu kararın yalnızca bir dosyanın kesinleşmesi anlamına gelmediğini, kadın cinayetleriyle mücadelede adalet duygusunu güçlendiren ve kamu vicdanını rahatlatan önemli bir hukuki yaklaşımın da teyidi olduğunu söyledi. Avukat, kararda adaletin sağlandığını hissettiren iki temel hususun bulunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“İlki; ilk derece mahkemesinin sanık hakkında cezayı en ağır şekilde belirlemesi ve dosya kapsamı itibarıyla şartları oluşmadığı açık olmasına rağmen hiçbir indirim hükmünü uygulamamış olmasıdır. Mahkeme, ne haksız tahrik ne de takdiri indirim hükümlerine yer vermiş; kadına yönelik ağır şiddet ve kadın cinayetlerinde cezanın bireyselleştirilmesi kurumunun cezasızlığa dönüşmesine izin vermemiştir. Yargıtay’ın da bu değerlendirmeyi hukuka uygun bularak kararı onaması son derece önemlidir. İkinci ve belki de daha önemli husus ise, kadın cinayetleri davalarında sıklıkla karşılaştığımız mağduru suçlayıcı savunmalara itibar edilmemiş olmasıdır. Yerel Mahkeme tarafından verilen ve Yargıtay tarafından onanan bu kararın, hem hukuk devleti ilkesine hem de toplumun adalet beklentisine uygun önemli bir karar olduğunu düşünüyoruz.”

Bu açıklamalar aslında sürecin ne kadar kritik olduğunu da gösteriyor. Çünkü kadın cinayetlerinde sık sık karşılaşılan “mağduru suçlama” savunmaları bu davada işe yaramadı. Mahkeme ve Yargıtay, mağduru suçlayıcı savunmalara itibar etmedi.

Gelelim katil Metin Aydın’ın savunmasına… Pınar Damar’ın kuzeniyle 7 yıldır birlikte yaşayan Aydın, duruşmadaki savunmasında “Pınar ile yaklaşık 5 yıldır bir birlikteliğimiz var. Eşim Nurgül, Pınar ile ilişkimi bilmiyordu ama iki defa mesajlarımızı yakalamıştı. Bizden şüpheleniyordu.” şeklinde konuşmuşdu. Yani kendi eşiyle Pınar’ın kuzeniyle evli olmasına rağmen 5 yıldır Pınar’la ilişki yaşadığını itiraf etmişti.

Pınar’ın, Nurgül ile birlikte olmasını kıskandığını öne süren katil, olay gününe ilişkin de şu iddiaları dile getirmişti: “Olay günü sosyal medya hesabıma girdim. Pınar’ın Ahmet diye birini arkadaş olarak eklediğini fark ettim. Ahmet denen kişinin hesabına girdim. Pınar ile benim sürekli gittiğim kafeden paylaşım yapmıştı. İçime ku. şku düştü. Ben de gidip mekâna baktım. Pınar’ı kıskanıyordum. Seviyordum. Kuşkularımda haklı çıktım samimi bir şekilde Ahmet ile birlikte alkol alıyorlardı.” ifadelerini öne sürmüştü. Aydın, savunmasında Pınar ile kıskançlık yüzünden kavga ettiklerini ve boğazını sıktığını da itiraf etmişti. Yani katil, cinayeti kıskançlık krizine bağlamaya çalışmışdı ama mahkemede bu savunma bir işe yaramadı.

Bakın şimdi şuraya dikkat çekmek istiyorum; bu dava aslında kadın cinayetleriyle mücadelede önemli bir dönüm noktası oldu. Çünkü mahkeme, “kıskançlık” gibi gerekçeleri hiçbir şekilde indirim sebebi saymadı. Takdiri indirim mi? O da yok. Haksız tahrik mi? O da yok. Katil ne yaptıysa cezasını sonuna kadar çekecek. Yargıtay’ın da bu kararı onaması, altın değerinde bir içtihat olarak kayıtlara geçti.

Neyse, sürecin sonunda aile için de bir nebze olsun yüz güldürücü bir tablo oluştu. Yıllardır süren dava, artık kesinleşmiş bir kararla sonuçlandı. Pınar Damar’ın ailesi, adaletin yerini bulduğunu düşünüyor. Avukatlarının yaptığı açıklamada da bu memnuniyet açıkça görülüyor. Ama şu da var ki; hiçbir karar Pınar’ı geri getirmeyecek. Geride acılı bir aile ve toplumun hafızasında yer eden bir vahşet var.

İşte böyle arkadaşlar… 18 Temmuz 2022’de başlayan bu hikaye, bugün Yargıtay’ın onama kararıyla hukuken noktalandı. Ama bakalım bu karar, benzer davalara emsal teşkil edecek mi? Kadın cinayetlerinde indirimsiz cezaların önü açılacak mı? Bunu hep birlikte göreceğiz. Gelişmeleri takip ediyoruz…

Kaynak: Orijinal Haber

Arzu Develi

Arzu Develi, Mercek 24 Haber bünyesinde editör. Haber metinlerinin kaynak kontrolünü ve dil düzenini yapıyor; güncel gelişmeleri tarafsız bir dille okuyucuya ulaştırmayı hedefliyor. Yayına hazırladığı haber sayısı: 714.

Arzu Develi yazarının 791 haberi →

Yorum Yap