Ağrıyan bölgeye aldanmayın! Asıl neden bambaşka bir yerde olabilir – Sağlık Haberleri
Prof. Dr. Koca, miyofasiyal ağrının vücuttaki hemen her kas grubunda ortaya çıkabileceğini belirtti. En sık boyun, sırt ve bel bölgelerinde görülse de omuz, kalça, uyluk, baldır, kol ve önkol gibi birçok bölgede de benzer ağrılar rapor ediliyor. Koca, kalçada piriformis kasındaki tetik noktanın siyatik benzeri ağrıya, baldır kaslarındaki tetik noktaların ise bacağa yayılan ağrıya yol açabileceğini örnek olarak gösterdi. Dirsek çevresindeki kaslarda oluşan miyofasiyal ağrı ise tenisçi dirseği gibi tabloya benzer belirtilerle karışabiliyor. Burada önemli olan, ağrının yalnızca bulunduğu bölgeye değil, oluşma mekanizmasına bakmaktır.
Boyun veya bel ağrısıyla başvuran hastaların MR’larında fıtık ya da dejeneratif değişiklikler saptanabilir. Koca, MR’da fıtık görülmesinin ağrının gerçek nedeninin mutlaka fıtık olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Belirgin sinir basısı ve nörolojik bulgular yoksa miyofasiyal ağrı da mutlaka değerlendirilmelidir. Fıtık ve miyofasiyal ağrı aynı hastada birlikte bulunabilir.
Tedaviye gelince tek bir yönteme bağlı kalınmaması gerektiğini belirtti. Hastanın kas yapısı, postürü, hareket biçimi, eklem fonksiyonları, fasya dokuları ve günlük yaşamındaki yüklenmeler birlikte değerlendirilerek tedavi kişiselleştirilir. Uygun hastalarda nöral terapi, kuru iğneleme, proloterapi, akupunktur, ESWT, lokal ozon, kuru kupa, Graston, kinesio bantlama ve manuel terapi gibi yöntemler kullanılabilir; germe, gevşeme ve uygun egzersizler de tedavinin önemli parçalarıdır.
Koca, ağrıyı geçici olarak azaltmak yerine, ağrıyı sürdüren mekanizmayı ortaya çıkarıp ortadan kaldırmayı amaçladıklarını söyledi. Uzun süren ve tekrarlayan ağrılarda doğru tanının tedavinin en kritik basamağı olduğunu, geçmeyen ağrılarda miyofasiyal ağrı sendromunun da akılda tutulması gerektiğini ve ağrının gerçek kaynağı netleştirilmeden tedaviye karar verilmemesi gerektiğini vurguladı.

